Ülkeyi Bir Uçtan Bir Uca Kat Eden Yolculuk: 1 ile 5 Gün Arası’ Video Art ve Film Sergisi

Üniversitemiz Sanat Fakültesi, Fotoğraf ve Video Bölümü Öğretim Görevlilerinden Yrd. Doç. Dr. Gülsen Bal’ın Walter Seidl ile küratörlüğünü üstlendiği  Voyage Through a Country: 1 Day to 5 / Ülkeyi Bir Uçtan Bir Uca Kat Eden Yolculuk: 1 ile 5 Gün Arası isimli video art ve film sergisi, 5 Eylül 2019 Perşembe günü açılıyor. Sergi 6 Ekim 2019’a kadar Salı günü hariç her gün 13:00-21.00 arasında Art Rooms Galeri’de ziyaret edilebilir.

 Açılış:

5 Eylül, 19.00 – 21.30

Proje küratörleri: Gülsen Bal ve Walter Seidl

 Katılan Sanatçılar:

Nevin Aladağ

Halil Altındere

Ergin Çavuşoğlu

Gülsün Karamustafa

Şener Özmen

 Yer: ART ROOMS Galeri

Ecevit Caddesi – The Arkın Colony Hotel karşısı

Girne/Kıbrıs

 

 

Ülkeyi bir uçtan bir uca kat eden yolculuk: 1 ile 5 gün arası sergisinde yer alan çalışmalar kaygan bir zemine yerleştirilmiş Türkiye’nin farklı yönlerini gösterirken, yaratılan geçici alanlar üzerinden hayatın zorluklarını ‘şehrin hafızasına’ yönelik yaklaşımlarla tartışmaya açan çeşitli pozisyonları ve olasılıkları inceliyor. Bununla birlikte, Ülkeyi bir uçtan bir uca kat eden yolculuk: 1 ile 5 gün arası projesi geçmişi konu edinen, geçmişin kayıtlarına ya da nostaljisine yönelik üretilmiş eserleri sergilemiyor; ama geçmişin durgunluğunu, sessizlik ve karanlık hissini, her şeyin yavaş yavaş öldüğü, yine de bir şeylerin ileride uyanmak üzere içimizde bir yerde uyumaya bırakıldığı şeyleri gözler önüne seriyor.

Raise the Roof (Çatıyı Yukarı Kaldırmak) isimli videosunda Nevin Aladağ, özerk kentsel konulara değiniyor. Aynı ismi taşıyan performansa atıfta bulunan video, Berlin’deki endüstriyel bir binanın tepesinde, sadece kulaklıklarından duydukları müzikle dans ederken sivri uçlu topukları çatıda delikler açan dört kadını ön plana çıkarıyor. Bir yaz günü, şehrin üzerine doğru yükselirken, altlarındaki şehrin onların varlığını pek umursamıyor görünmesi, aslında oraya ait değilmişler gibi görünmelerine yol açıyor.

Wonderland (Harikalar Diyarı) adlı video çalışmasında Halil Altındere, 2006 yılında kentsel bir dönüşüm projesi kapsamında alınan bir karar neticesinde yıkılan, İstanbul’un altı yüzyıl boyunca şehrin Roman nüfusuna ve kültürüne ev sahipliği yapan bir mahallesi olan Sulukule’nin çocukları tarafından seslendirilen öfke, direniş ve umudu belgeleyerek kentin ve söz konusu bu insanların kültürünü gözler önüne taşıyor. Sanatçının ilk defa, video klip ve video-sanatı arasında gidip gelen yeni bir sinema dili kullandığı bu çalışma, bir alt kültürün (hip-hop) başka bir alt kültür içerisinde (Roman) nasıl geliştiğini ve yaşayabileceğini gösteriyor. Belediye tarafından yıkılan mahallelerinin yerine inşa edilen TOKİ evlerinin vaat ettiği sözde refah, toplumsal eşitsizlik, yoksulluk ve altyapı sorunları dışında hiçbir şeye hizmet etmeyince, Sulukule halkının müzikleri ve danslarıyla şekillendirdiği, derinlere kök salmış yaşam tarzları baskı ve geri dönüşü olmayan bir bozulmayla karşı karşıya bırakıldı. Dino Dinçer Şirin’in de belirttiği gibi, Altındere‘nin görselleri eşliğinde Tahribad-ı İsyan grubu tarafından seslendirilen İstanbul’un betonlaştırma, nezihleştirme ve “arındırma” serüveni, “insanın midesinde inen bir yumruk gibi, sindirilmesi ve unutulması zor düşsel bir gerçeklik yaratıyor.”

Ergin Çavuşoğlu, devinim ve değişkenliğin belirlediği küreselleşmiş bir toplumda mekan bilincimizi yeniden oluşturan, yer ve kimlik anlayışımız hakkında sorular soran, şiirsel ve tedirginlik uyandıran video enstalasyonlarıyla tanınıyor. Tek kanallı Empire (after Andy Warhol); (İmparatorluk (Andy Warhol’un ardından)) videosu küresel olanla yerel olanın yerlerini değiştirirken, simgeselleştirilmiş bir binanın temsiline atıfta bulunarak sıradan bir binayı farklı bir bakış açısıyla yeniden ele alıyor.

Çavuşoğlu’nun videosu statik bir çekimle, bir apartman bloğunu çevreleyen yerleşkeye açık yerleşim alanını geceden gündüze geçişte yakalar; böylelikle içinde insanların yaşadığı Karabük’teki (Türkiye) bu apartmanın çatısından yükselen, ana kısmı ile ibadet yeri apartmanın bodrum katında bulunan caminin minaresinin mevcut tuhaflığını, farklı bir bakış açışıyla gözler önüne seriyor. İsmini, Andy Warhol’un Empire State Binası’nın kesintisiz tek bir çekimi olan ve 8 saat 6 dakika boyunca gündüzden geceye geçişi kaydeden filmi ‘Empire’dan ödünç alan Çavuşoğlu’nun videosu, içsel/yerel rahatlık kavramlarının tedirginlik uyandıran bir bakış açısıyla istikrarsızlaştırıldığı zamansal ve mekânsal süreklilik kavramlarıyla ilişkili ‘mevcut ilişkilerin alanı’nı yansıtıyor, bizleri farklı bir şeye, ‘başka bir gerçekliğe’ tanık olmaya çağırıyor.

Gülsün Karamustafa, Bosphorus 1954 (Boğaziçi 1954) isimli videosunda, Boğaz’ın Karadeniz Bölgesi’nden gelen buz bloklarıyla dolduğu 1954’ün şiddetli kışını ele alıyor. Olay bugün bile hâlâ bir “Şehir Efsanesi” olarak hatırlanıyor. Bu beklenmedik durum, İstanbulluların mucizevi bir şekilde buz bloklarına basarak, adeta deniz üzerinde yürürmüş gibi, Boğaz’ın bir tarafından diğer tarafına geçebilmelerine olanak sağlamıştı. Karamustafa, imgeler ve anlatılar aracılığıyla yaşananların izini sürerek o büyüleyici anlar için bir bellek oluşturmaya çalışıyor.

 Şener Özmen‘in eserlerinde kullandığı ironiyle, merkez-çevre ikileminin karşıtlığının farklı katmanlarını irdeleyerek hem dünyada hem de Türk toplumu içinde yer alan güç orantısızlığı hakkında sorular soruyor. Özmen’in Our Village (Köyümüz) işi, siyasi eşiğin, mevcut koşulların acımasızlığına eşlik edebilecek, söz konusu asimetrilerin çözülme ihtimallerini müjdeleyecek ve bunu ilişkilendirmeleri üretecek fırsatları yol açabilecek mizahi bir arabuluculuğa başvurmadan sunduğu istisnai eserlerinden biridir. Bu, iki küçük kız tarafından söylenen Kürt halk şarkısının pastoral karakterinin, şarkının her tekrarında yüzlerinde beliren yeni morluklar sebebiyle bozulduğu, çapraz referans oluşturabilecek alternatif bir bağlantı sunar. Kızlar, önceden kaydedilmiş malzemenin üstüne şarkı söylüyor, bu da seçilen sözlerin, etnik Kürt kökenlilerin kültürel faaliyetlerini denetleyen ve sınırlandıran, ekonomik ve sosyal yoksulluğu ağırlaştıran ve hiyerarşiler oluşturan otoriter dayatmacı modernizm modelinin yöntemlerine göndermede bulunan, dikte edilmiş belirli bir mesajı ilettiğini ima ediyor.

Özetlemek gerekirse, Ülkeyi bir uçtan bir uca kat eden yolculuk: 1 ile 5 gün arası projesi, özellikle geçici alanların ortasında görünüşte küreselleşmiş bir dünyada öznel konumlarının ve kişiliklerinin kavramsal ‘tezahürü/dışavurumu’ bağlamında, günümüzün çağdaşlığını farklı yaklaşımlarla yorumlayan fikirlerden oluşan bir antolojiye ‘sahip olmaları’ gerektiğini gösteren çeşitli sanatsal duruşlar sunmaktadır.

Sanatsal Pozisyon İnceleme seçkisi: “1 day to 5” (1 ile 5 gün arası) Film ve Video Gösterim programı, ilk olarak Viyana’daki Q21 / MuseumsQuartier Wien ile işbirliği içerisinde, Open Space programı için hazırlandı.

Daha fazla bilgi için bkz: http://www.openspace-zkp.org/2013/

Programın öncelikli destekçisi:

MA7 – Kültür Bildende Kunst

Diğer destekçileri:

Open Space

Q21 / Müzeler Quartier Wien

ARUCAD – Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi

PİLOT Galeri

BüroSarıgedik

 

Nevin Aladağ

Şener Özmen

Halil Altındere

Gülsün Karamustafa

Ergin Çavuşoğlu

 

29 Ağustos 2019